13 Ekim 2013 Pazar

kim bilir?

belki alkol etkisidir belki onun var olanı bana fark ettirme etkisidir belki verdiği sadece cesarettir her neyse nedir bence benimki senin etkinden başka hiçbir şey değildir.
belki de, tümüyle "more than us" olabilir.

8 Ekim 2013 Salı

writing to reach you

yarın ölebilirim. bugün ölebilirsin.
kaçamam ve kaçamazsın.
bizi de bulacak. o zaman affetme imkanın kalmayacak.
birimizin gözü kapandığında diğerininki açık gidecek, hem kurumayacak böyle bırakırsan.
biliyorsun...
dimi?
this could be the last train, gibi.

4 Ekim 2013 Cuma

KAOS

Hayat tekdüze giderken yazılır; mı?
Sesini çıkaramadığında -sebebi her ne olursa olsun, yeterince konuştuktan sonra veya yeteri kadar konuşamadığında- bir opsiyon bu sayfa.
Kelimelerim arttıysa, cümlelerim birden fazla anlama çıkabilecek kaostaysa, artık aşikardır: Tekdüze'nli, eskisi gibi değil.

24 Ağustos 2013 Cumartesi

hoşbulduk canım

yıl olmuş yazı yazmamışsın, onca şey yaşamışsın, bu vakalarda genelde "istemsiz sessizlik" başlıyor.
demek oluyor ki istiyor, ama yazmıyor, konuşmak anlatmaksa hiç istemiyor. evin her kenarında duran vasıfsız tükenmez kalemler gibi topluyor atıyor herkesi. birkaç tane sağlam kalem bırakıyor, ama çekmecede.. elbet ihtiyaç duyulacak.
diyor ki ne gerek var? bi sessiz olun. sessizlik.
yani yemek yapmayı öğreniyor, kendini yemiyor bir nevi. "cooking" terapisi ile en iyi seviyeye de ulaşıyor nitekim. ailenin gözdesi oluyor vesselam. velhasılıkelam, bildiği tüm kelimeleri bu paragrafa da iliştiriveriyor. bu vakaların huyudur.
bu da demektir ki bulmacaya sarıyor, hayatının bulmacasını hayal ederek hırsla gazete sayfalarına atlıyor, kafası "niye böyle oldu" yerine "TEL(biyolojide)" sorusuna takılıyor. Lif cevabını da yapıştırıyor ayrıca.
haliyle çare müzikte diyorlar, vuruyorlar Travis'e. bir de abartıyorlar işi, bekle beni diyorlar Travis'e, bekle ölme konserini en önden izlicem. sapkın sayılabilecek bir bağ kuruyorlar bazı müzik gruplarıyla. yazıktır.
ki napsınlar? elleri avuçları bomboş, neyse ki winston light tutuyor parmakları.
anlayacağınız bu vakalar kabuk değiştiriyor. zaman verin.

26 Kasım 2012 Pazartesi

Geri dönüşüm

Çok severim geri dönüşüm simgesini. Okların devinim halinde oluşu, yükselmesi alçalması, nasıl desem..
Hani kalabalık bi ortamda pat diye düşersin, canın çok yanar, çaktırmadan kalkar yürümeye devam edersin, ordan uzaklaşıp sessizce acını çekersin ya; mutlaka yaşanmıştır bu.
Ben düşerdim, yaşanmamış farz edip kalkar gider uzakta çaktırmadan ağlardım. Yara bereyi morlukları kapatır geri gelirdim.
Düşmek, bildiğimiz düşmek değil. O düşmek, hayatın içinde. Kalabalık ortam da olaya tanık olan arkadaş ortamı değil.
Acı, fiziksel acı hiç değil.
Düşmek doğal, normal, olası. Düşmek güzel. Ben ayağa kalktım, yeniden bulurum kendimi yerlerde, orası ayrı.
Şimdi ayaktayım. Şimdi benim günüm, benim günlerim. Bu benim çabam, benim şansım.
Benim geri dönüşüm.
Benim geri dönüşümüm.

23 Eylül 2012 Pazar

benim şarkım

be my runaway love.(1)  come along with me.(2)
i want to be where the sun warms the sky.(3)
have you ever been to Paris in march?(1)
i don't know where we going.(4)
but have you ever been to New York in may?(1)
i don't know who we are.(4)
come along now.(2)
hurry!  'cos no one's gonna be stopped.(5)
me besaste esa noche, cual si fuera el último día de tu boca.(6)
let it never be said that romance is dead.(7)
don't keep me waiting.(1)
you don't really see you with me.(7)
come along and you'll see.(2)



1- Alice Gold-Runaway Love

2- Titiyo-Come Along
3- Madonna-La Isla Bonita
4- Enrique Iglesias-Heartbeat
5- Travis-Sing
6- Shakira-Addicted To You
7- Kaiser Chiefs-Ruby

11 Eylül 2012 Salı

Dünden Bugüne

Test kitapları, konu anlatımlı kitaplar, farklı yayınlardan aynı dersin belki 8 farklı kitabı, ofis hayatı, gece ders çalışma gayreti, gece gündüz ders çalışma mecburiyeti, dersten derse koşturmacalar, ev yemeğini unutmalar, fazlasıyla kilo almalar, kahve, uykusuzluk, mutsuzluk, umutsuzluk..
Sınav yaklaştı..

Yeni ofisler, yeni öğretmenler, dostluklar, yediğin kazıklar, gözyaşı, hoop yeniden test kitapları, atıştırmalıklar, sigaralar, kahveler, kaybolan kalemler, kırılan kalpler.
Sınav yaklaştı, sen uzaklaştın..

Temiz sayfa, yeniden başlamalar, diyetler, testler, denemeler, son rötüşler, hatalar, son dersler.
Ve sınav..

Heyecan, bekleyiş, dua, sabır, nihayetinde sonuç.
İstanbul..


Tüm bunlar ne için?

İstanbul'da yurt odasında tek başıma oturup, yanıma cipsimi, kucağıma bilgisayarımı alıp, fonda Pearl Jam varken blog yazmak için mi?

Elde kalanlar;
Hatalar, tükenen çalışma isteği.
Hani bi süt havuzu, bi ödül, bi cennet? İşte tek başıma başladığım yeni hayatımdan ilk bildiriler bunlar. Doyumsuzluk!
Neyse, cips güzel.