Kalbini ne zamandan beri kontrol edebiliyosun?
Bi bakıştan bi şeylerden saçma sapan bi elektrik almıyo musun? Ses tonu, dokunuşu, sana arkadaşını unutturmaz mı bi anda? Dünyayı görmez ona bağlanırsın ki hayaller kurarken bulursun kendini.
İşte bu durumla karşılaşmak üzücü, ama doğaldır..
Ben yaşamadım. Asla yaşamam mı peki? Büyük konuşmam, olur olur.
Peki bu yazıda bi aşağılık sezildi mi?
Peki bu yazıda bi aşağılık sezildi mi?
Hayır.
Sezilmesin. Kontrol edilemez talihsiz bi his okudunuz sadece.
Durumu çirkinleştiren, aynı zamanda kurtaran şey şimdi geliyor: Karakter.
Gördükçe için içini yiyodur, olabilir.. Acı çekiyosundur, doğrudur olabilir. Aşkından her gün ölüyo bile olabilirsin, neden olmasın?
Peki karakter tipi ikiye ayrılan insanlar bu durumda ne yaparlar?
Peki karakter tipi ikiye ayrılan insanlar bu durumda ne yaparlar?
Hemen buyrun izleyelim.
Birinci tip insan: Gider kendini tuvalete kilitler ağlar zırlar kusar bayılır, amma velakin kendini toparladığı gibi gelir ve hiçbir şey yokmuş havasıyla oturur. İçinde yaşar, yapabiliyosa kalbine gömer.
Bu adama ağzını açamazsın.
İkinci tip insan: Sikerler dünyaya bi kere geliyorum çok seviyorum tarzı özgürlüğü yanlış anlamış düşünceleriyle yapar yapacağını. Bu adama da ağzını açamazsın. Şayet açarsan biraz daha sıçar.
İkinci tip insan olup işleri bu raddeye getirmiceğimi bildiğim için bu konuda büyük konuşuyorum, büyük yazıyorum.
Hislerine engel olamazsın da, hırsına -istersen- engel olursun.
Olur ya biriniz yaşarsınız bunu, lazım olur bu yazı. Kendinize gelmenize, yolunuzda durmanıza..
Can yakmamanıza ön ayak olur. O zaman ne mutlu bana.