Kıbrıs'a ilk gidişim. Muhtemelen son gidişim. Buyrun değerlendirmem;
Hem doğu hem batı. Yani demek istediğim; arada kalmış.
Mesela yollar ters yönde, direksiyonlar sağ tarafta -İngiltere misali- gelgelelim zincir kolyeli, beyaz atletli adamlar bu ters akışı sağlıyor. Son ses müziklerle..
Ve sokakların kokusu bildiğin kokuşmuş peynirle balık karışımı. Derken ailece şu yorumu yaptık: Taksiler fazla lüks, taksileri satıp çöpçü alın koku gitsin..
Dipkarpaz denilen yerde Türk ve Rum köyleri var bir arada yaşayan, karşılıklı kahveleri var. Caminin yanında kilise var, çok hoş. Buranın en meşhur hayvanı eşek. Ve öyle zehirli bir yılan türü var ki, savaş döneminde Türk askerlerinin şehit olmasına bile sebep olmuş.
Yemek pahalı, içki ucuz. Lokantalar pis, tembel. Korkunç!
Tarım alanı da dar zaten, keçiboynuzu ve zeytin ağırlıklı. Zeytini de evire çevire kullanıyorlar; çekirdeğinden sabun, posasından hayvan yemi yapılıyor.
Dikkatimi en çok çeken şeye geldi sıra.. Rum nüfusu oldukça fazla, Türk nüfusu bir o kadar az. Sebeplerden biri iş olanağına bağlı göç. Çünkü burda ya baba mesleğini yaparmışsın, ya da memur olurmuşsun.
(Bir de savaş kalıntılarının birkaç fotoğrafını yakın zamanda paylaşmayı düşünüyorum ayrı bir başlıkla.)
Casino masino yok, yaş 17. Otur odanda alkollü çikolata ye blog yaz.
30 Ağustos 2011 Salı
27 Ağustos 2011 Cumartesi
Yağmur
Nereye mi gidiyorum?
Nereden mi geliyorum?
Neden mi sırılsıklamım?
Nedeni var mı bunun;
Yağmur yağıyor, görüyorsunuz.
O yağıyor ben yürüyorum altında.
Sonrası mı? Sonra yok.
Hepsi bu kadar.
Geçin gidin yolunuza,
Ben nasıl gidiyorsam kendi yoluma.
Canım öyle istiyor benim,
Nereden mi geliyorum?
Neden mi sırılsıklamım?
Nedeni var mı bunun;
Yağmur yağıyor, görüyorsunuz.
O yağıyor ben yürüyorum altında.
Sonrası mı? Sonra yok.
Hepsi bu kadar.
Geçin gidin yolunuza,
Ben nasıl gidiyorsam kendi yoluma.
Canım öyle istiyor benim,
Çamurlara batmak istiyor canım.
Yağmur;
Bana göre yağmur hoş.
(Jacques Prévert)
Yağmur;
Bana göre yağmur hoş.
(Jacques Prévert)
12 Ağustos 2011 Cuma
13 Ağustos
Yukarıdaki kişinin duvarı kapalı, yazamıyorum. Twitter kullanmıyor ve hattı Turkcell değil, kendisine hiç bir şekilde ulaşma fırsatım yok. Yani bizim aramızda saat 12'de doğum günü kutlama olayı falan yok; olmuyor..
Ben de düşündüm ve dedim ki, hayatımın en önemli insanlarından biri için en iyisi oturur yazarım. Aramızdaki bağı, güldüğümüz şeyleri elbette toparlayamam ama, en özel gününde ancak bu şekilde yanında olabilirim. En azından benden duymadıklarını okur.
Çünkü ben pek belli etmem sevgimi, hatta beni aradığında bile ruhsuz konuşurum. Bunları yazarken yine arasa, şimdi yine uykulu konuşurum ve kapatırım. Yüzüne söylemem 'iyi ki doğdun' diye, iyi ki hayatımın bi parçası olduğunu ve onu çok sevdiğimi hiç söylemem hele.. Kötü bi huy bendeki, ama bu bizim aramızda bi sorun değil, çünkü o bunları zaten biliyor. Hazır itiraflara başlamışken hemen ekleyeyim; onu üzdüğüm için ben de çok üzülmüştüm.
Her neyse konuya dönüyorum. Düşüncelerine ve yorumlarına en çok değer verdiğim bu insan; sanırım benim gözümde nerede olduğunun farkında.. Fazla otoriter oluşuna göz yumuyorum ve kendisini arada sırada özlediğimi de buradan belirtmek istiyorum. Ayrıca bana yazmış olduğu şarkıları da söylüyorum çoğu zaman, bu şarkılardan bir tanesini hatırlatayım hemen; "Geh Bilibon"
Haberi olsun, benim için yeri apayrı. Beni şanslı hissettiren en güzel kişi..
Annemden daha anne, babamdan daha baba; iyi ki varsın canım ablam!
NOT: Ağlama.
-
Ben de düşündüm ve dedim ki, hayatımın en önemli insanlarından biri için en iyisi oturur yazarım. Aramızdaki bağı, güldüğümüz şeyleri elbette toparlayamam ama, en özel gününde ancak bu şekilde yanında olabilirim. En azından benden duymadıklarını okur.
Çünkü ben pek belli etmem sevgimi, hatta beni aradığında bile ruhsuz konuşurum. Bunları yazarken yine arasa, şimdi yine uykulu konuşurum ve kapatırım. Yüzüne söylemem 'iyi ki doğdun' diye, iyi ki hayatımın bi parçası olduğunu ve onu çok sevdiğimi hiç söylemem hele.. Kötü bi huy bendeki, ama bu bizim aramızda bi sorun değil, çünkü o bunları zaten biliyor. Hazır itiraflara başlamışken hemen ekleyeyim; onu üzdüğüm için ben de çok üzülmüştüm.
Her neyse konuya dönüyorum. Düşüncelerine ve yorumlarına en çok değer verdiğim bu insan; sanırım benim gözümde nerede olduğunun farkında.. Fazla otoriter oluşuna göz yumuyorum ve kendisini arada sırada özlediğimi de buradan belirtmek istiyorum. Ayrıca bana yazmış olduğu şarkıları da söylüyorum çoğu zaman, bu şarkılardan bir tanesini hatırlatayım hemen; "Geh Bilibon"
Haberi olsun, benim için yeri apayrı. Beni şanslı hissettiren en güzel kişi..
Annemden daha anne, babamdan daha baba; iyi ki varsın canım ablam!
NOT: Ağlama.
-
11 Ağustos 2011 Perşembe
Ergenlik
Kaç yaşındayız biz? 18 diyelim. 4 yıl önce bizler de ergenlikteydik. Çok da uzak değil yani..
Peki neden 'ergen' diyip gülersiniz, ayrı bi ırk haline getirirsiniz? Ergen kızlarla dalga geçen ve onları 'soyutlayan' kızlar da kafasına yastık basıp ağlardı..
Erkekleri es geçemem, sizler de cinsel espriler yapardınız kız arkadaşlarınıza, pis pis gülerdiniz. 'Ergen şakaları' kadar iğrençtiniz.
Lütfen hoop diye o dönemi atlamayalım, ergenlik esprilerinizden çok sıkıldım..
Peki bunu yazmak nerden aklıma geldi; şu an dinlediğim şarkıdan dolayı olabilir. Hafiften duygulandım, sonra düşündüm gece gündüz ağladığım günlerimi, feysbukta sırf birilerinin gözüne bi şeyleri sokabilmek için çırpındığımı. Gereksiz.
Şimdi bazı kızları görüyorum feysbukta, fotoğraflarının açıklamaları bile imalı veya bunalımlı şarkı sözleriyle dolu.
Ben de çok büyük biri değilim, bu yüzden daha çok yardım edebilirim. Sanane diyebilirsiniz ama yine de bikaç cümle kurayım istedim.
Unutulur; gün gelir uğruna arkadaş kaybettiğin insanın doğduğu gün bile unutulur. Ben geçmişi sildim ve çok mutluyum; diyemem. Ama aklım başıma geldi, elbet geçecektir. Rahat..
Peki neden 'ergen' diyip gülersiniz, ayrı bi ırk haline getirirsiniz? Ergen kızlarla dalga geçen ve onları 'soyutlayan' kızlar da kafasına yastık basıp ağlardı..
Erkekleri es geçemem, sizler de cinsel espriler yapardınız kız arkadaşlarınıza, pis pis gülerdiniz. 'Ergen şakaları' kadar iğrençtiniz.
Lütfen hoop diye o dönemi atlamayalım, ergenlik esprilerinizden çok sıkıldım..
Peki bunu yazmak nerden aklıma geldi; şu an dinlediğim şarkıdan dolayı olabilir. Hafiften duygulandım, sonra düşündüm gece gündüz ağladığım günlerimi, feysbukta sırf birilerinin gözüne bi şeyleri sokabilmek için çırpındığımı. Gereksiz.
Şimdi bazı kızları görüyorum feysbukta, fotoğraflarının açıklamaları bile imalı veya bunalımlı şarkı sözleriyle dolu.
Ben de çok büyük biri değilim, bu yüzden daha çok yardım edebilirim. Sanane diyebilirsiniz ama yine de bikaç cümle kurayım istedim.
Unutulur; gün gelir uğruna arkadaş kaybettiğin insanın doğduğu gün bile unutulur. Ben geçmişi sildim ve çok mutluyum; diyemem. Ama aklım başıma geldi, elbet geçecektir. Rahat..
1 Ağustos 2011 Pazartesi
Ramazan davulcularına yönelik
Ramazanda davul çalmak sadece Adana'da mı yasak? Malesef bu konu hakkında yeterli bilgiye sahip değilim, ama her zamanki gibi bi yorumum var. Bence her ilde yasak olmalı..
Sebebini din özgürlüğüne bağlıyorum. Bu iş, halkın çoğunluğu Müslüman olduğu için yıllardır süregelmiş ve böylece gelenek halini almış olabilir. Ama Türkiye'de din özgürlüğünden söz edilirse -hoş; din özgürlüğü de göreceli bi kavram- ben de bu davulları yersiz bulurum. Oruç tutmak isteyen Müslüman kardeşlerimiz alarmlarını kurmalı. Hem bu sayede Hristiyan, Yahudi, Budist ve hatta ateist kardeşlerimiz de uyumuş olur. Din konusunda rahatım, her ne kadar dogmatik de olsa eleştiririm. Bazı şeyleri tabu haline getirmemize gerek yok.
Sebebini din özgürlüğüne bağlıyorum. Bu iş, halkın çoğunluğu Müslüman olduğu için yıllardır süregelmiş ve böylece gelenek halini almış olabilir. Ama Türkiye'de din özgürlüğünden söz edilirse -hoş; din özgürlüğü de göreceli bi kavram- ben de bu davulları yersiz bulurum. Oruç tutmak isteyen Müslüman kardeşlerimiz alarmlarını kurmalı. Hem bu sayede Hristiyan, Yahudi, Budist ve hatta ateist kardeşlerimiz de uyumuş olur. Din konusunda rahatım, her ne kadar dogmatik de olsa eleştiririm. Bazı şeyleri tabu haline getirmemize gerek yok.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
