be my runaway love.(1) come along with me.(2)
i want to be where the sun warms the sky.(3)
have you ever been to Paris in march?(1)
i don't know where we going.(4)
but have you ever been to New York in may?(1)
i don't know who we are.(4)
come along now.(2)
hurry! 'cos no one's gonna be stopped.(5)
me besaste esa noche, cual si fuera el último día de tu boca.(6)
let it never be said that romance is dead.(7)
don't keep me waiting.(1)
you don't really see you with me.(7)
come along and you'll see.(2)
1- Alice Gold-Runaway Love
2- Titiyo-Come Along
3- Madonna-La Isla Bonita
4- Enrique Iglesias-Heartbeat
5- Travis-Sing
6- Shakira-Addicted To You
7- Kaiser Chiefs-Ruby
23 Eylül 2012 Pazar
11 Eylül 2012 Salı
Dünden Bugüne
Test kitapları, konu anlatımlı kitaplar, farklı yayınlardan aynı dersin belki 8 farklı kitabı, ofis hayatı, gece ders çalışma gayreti, gece gündüz ders çalışma mecburiyeti, dersten derse koşturmacalar, ev yemeğini unutmalar, fazlasıyla kilo almalar, kahve, uykusuzluk, mutsuzluk, umutsuzluk..
Sınav yaklaştı..
Yeni ofisler, yeni öğretmenler, dostluklar, yediğin kazıklar, gözyaşı, hoop yeniden test kitapları, atıştırmalıklar, sigaralar, kahveler, kaybolan kalemler, kırılan kalpler.
Sınav yaklaştı, sen uzaklaştın..
Temiz sayfa, yeniden başlamalar, diyetler, testler, denemeler, son rötüşler, hatalar, son dersler.
Ve sınav..
Heyecan, bekleyiş, dua, sabır, nihayetinde sonuç.
İstanbul..
Tüm bunlar ne için?
İstanbul'da yurt odasında tek başıma oturup, yanıma cipsimi, kucağıma bilgisayarımı alıp, fonda Pearl Jam varken blog yazmak için mi?
Elde kalanlar;
Hatalar, tükenen çalışma isteği.
Hani bi süt havuzu, bi ödül, bi cennet? İşte tek başıma başladığım yeni hayatımdan ilk bildiriler bunlar. Doyumsuzluk!
Neyse, cips güzel.
Sınav yaklaştı..
Yeni ofisler, yeni öğretmenler, dostluklar, yediğin kazıklar, gözyaşı, hoop yeniden test kitapları, atıştırmalıklar, sigaralar, kahveler, kaybolan kalemler, kırılan kalpler.
Sınav yaklaştı, sen uzaklaştın..
Temiz sayfa, yeniden başlamalar, diyetler, testler, denemeler, son rötüşler, hatalar, son dersler.
Ve sınav..
Heyecan, bekleyiş, dua, sabır, nihayetinde sonuç.
İstanbul..
Tüm bunlar ne için?
İstanbul'da yurt odasında tek başıma oturup, yanıma cipsimi, kucağıma bilgisayarımı alıp, fonda Pearl Jam varken blog yazmak için mi?
Elde kalanlar;
Hatalar, tükenen çalışma isteği.
Hani bi süt havuzu, bi ödül, bi cennet? İşte tek başıma başladığım yeni hayatımdan ilk bildiriler bunlar. Doyumsuzluk!
Neyse, cips güzel.
18 Ağustos 2012 Cumartesi
Sosyal İçerikli
Arkadaşının aşkına aşık olunur mu? Sonuna kadar olunur!
Kalbini ne zamandan beri kontrol edebiliyosun?
Bi bakıştan bi şeylerden saçma sapan bi elektrik almıyo musun? Ses tonu, dokunuşu, sana arkadaşını unutturmaz mı bi anda? Dünyayı görmez ona bağlanırsın ki hayaller kurarken bulursun kendini.
İşte bu durumla karşılaşmak üzücü, ama doğaldır..
Ben yaşamadım. Asla yaşamam mı peki? Büyük konuşmam, olur olur.
Peki bu yazıda bi aşağılık sezildi mi?
Peki bu yazıda bi aşağılık sezildi mi?
Hayır.
Sezilmesin. Kontrol edilemez talihsiz bi his okudunuz sadece.
Durumu çirkinleştiren, aynı zamanda kurtaran şey şimdi geliyor: Karakter.
Gördükçe için içini yiyodur, olabilir.. Acı çekiyosundur, doğrudur olabilir. Aşkından her gün ölüyo bile olabilirsin, neden olmasın?
Peki karakter tipi ikiye ayrılan insanlar bu durumda ne yaparlar?
Peki karakter tipi ikiye ayrılan insanlar bu durumda ne yaparlar?
Hemen buyrun izleyelim.
Birinci tip insan: Gider kendini tuvalete kilitler ağlar zırlar kusar bayılır, amma velakin kendini toparladığı gibi gelir ve hiçbir şey yokmuş havasıyla oturur. İçinde yaşar, yapabiliyosa kalbine gömer.
Bu adama ağzını açamazsın.
İkinci tip insan: Sikerler dünyaya bi kere geliyorum çok seviyorum tarzı özgürlüğü yanlış anlamış düşünceleriyle yapar yapacağını. Bu adama da ağzını açamazsın. Şayet açarsan biraz daha sıçar.
İkinci tip insan olup işleri bu raddeye getirmiceğimi bildiğim için bu konuda büyük konuşuyorum, büyük yazıyorum.
Hislerine engel olamazsın da, hırsına -istersen- engel olursun.
Olur ya biriniz yaşarsınız bunu, lazım olur bu yazı. Kendinize gelmenize, yolunuzda durmanıza..
Can yakmamanıza ön ayak olur. O zaman ne mutlu bana.
1 Ağustos 2012 Çarşamba
Rüya
Her gün rüya görüyoruz. Ama her gün hatırlamıyoruz bu rüyaları, görmediğimizi sanıyoruz. Psikoloji dersinde ilgimi en çok çeken konuydu uyku ve rüya.
Rüyanın "bilimsel" boyutu: En uzun rüyanın 8 saniye falan olmadığını, 1 saate yakın olduğunu hatta bazen daha uzun sürdüğünü bizzat hocam söyledi, ona göre.
Rüyanın "ilaç" boyutu: Odaya kapanıp ağlaya ağlaya uyursun, olmasını istediğin ne varsa rüyana girer ve rahatlatır. Bilinçaltına delice işlersin ve mutlu son! Veya hayal kurmaktan kafayı yer uyursun, ki en sevdiğimdir, hepsi naklen rüyanda. İlaçtır bunlar, candır.
Rüyanın "bahane" boyutu: Sni ryamda grdm ölüyodn ii msin:Ss:S
Rüyanın "kendine getiren" boyutu: Gözyaşlarınla uyandığın, hiç beklemediğin şeyleri yaşarken gördüğün, birilerini kaybettiğin falan hüzünlüsünden Türk dizisi bi rüya.
Rüyanın "haberci" boyutu: Rüyasında şifre görenleri tanıyorum. Ablam da aile dostumuzu rüyasında görmüştü ve ölmüştü gerçekten de bir haftaya. Kapa konuyu kapa.
Rüyanın "özleten" boyutu: Vay anasını ne alakaysa rüyama girdi, napıyo ne ediyo acaba, vs vs.
Rüyanın "dizi" boyutu: Adeta birbirini takip eder. Akasya Durağı tadında saçma sapan sikim sonik rüyalar dizisi.
Rüyanın "en acı" boyutu: Bilimsel gözle bakarsan 1 saat boyunca gördüğüm ilaç gibi bir rüyaydı, uyandığımda rüya olduğunu fark ettirip güzelce kendime getirmişti o ayrı, yaşanacakların haberini veren bir rüyaydı. Özletmişti çok, saçma sapan bi kurgusu vardı. Bunun acı yanı ne peki?
En acısı şu ki, içimi acıtan bu insanı sadece bir kez gördüm rüyamda. Başka yok. Çok düşündüm ve bulamadım. Eminim. Bir kez, ilk ve son, yeni yıl hediyesi.
Demem o ki, biz bu alanda da bitirmişiz birbirimizi. Uğurlar olsun.
Rüyanın "bilimsel" boyutu: En uzun rüyanın 8 saniye falan olmadığını, 1 saate yakın olduğunu hatta bazen daha uzun sürdüğünü bizzat hocam söyledi, ona göre.
Rüyanın "ilaç" boyutu: Odaya kapanıp ağlaya ağlaya uyursun, olmasını istediğin ne varsa rüyana girer ve rahatlatır. Bilinçaltına delice işlersin ve mutlu son! Veya hayal kurmaktan kafayı yer uyursun, ki en sevdiğimdir, hepsi naklen rüyanda. İlaçtır bunlar, candır.
Rüyanın "bahane" boyutu: Sni ryamda grdm ölüyodn ii msin:Ss:S
Rüyanın "kendine getiren" boyutu: Gözyaşlarınla uyandığın, hiç beklemediğin şeyleri yaşarken gördüğün, birilerini kaybettiğin falan hüzünlüsünden Türk dizisi bi rüya.
Rüyanın "haberci" boyutu: Rüyasında şifre görenleri tanıyorum. Ablam da aile dostumuzu rüyasında görmüştü ve ölmüştü gerçekten de bir haftaya. Kapa konuyu kapa.
Rüyanın "özleten" boyutu: Vay anasını ne alakaysa rüyama girdi, napıyo ne ediyo acaba, vs vs.
Rüyanın "dizi" boyutu: Adeta birbirini takip eder. Akasya Durağı tadında saçma sapan sikim sonik rüyalar dizisi.
Rüyanın "en acı" boyutu: Bilimsel gözle bakarsan 1 saat boyunca gördüğüm ilaç gibi bir rüyaydı, uyandığımda rüya olduğunu fark ettirip güzelce kendime getirmişti o ayrı, yaşanacakların haberini veren bir rüyaydı. Özletmişti çok, saçma sapan bi kurgusu vardı. Bunun acı yanı ne peki?
En acısı şu ki, içimi acıtan bu insanı sadece bir kez gördüm rüyamda. Başka yok. Çok düşündüm ve bulamadım. Eminim. Bir kez, ilk ve son, yeni yıl hediyesi.
Demem o ki, biz bu alanda da bitirmişiz birbirimizi. Uğurlar olsun.
27 Temmuz 2012 Cuma
Alfabe
Geçen yaz tam bu zamanlar yine yapmıştım bunu. Alfabeyi alt alta sıralayıp gördüğüm harflerin karşısına aklıma ilk geleni yazıcam. Çok eğlenceli lan.
A: Abla. Ablam.
B: Billur ya, adımdan başka bi çağrışım alamadım.
C: Cemil Nurlu dicem, sınav senesi atlattık çok doğal olucak.
Ç: Çıngıraklı yılan?
D: Damla..
E: Ev. Ev abi ev, evim olucak lan belki, ev inşallah!
F: #ff. Bu kabul edilir dimi?
G: Galatasaray. Ama bu üniversite olanından, içimde kalanından.
H: Hootie. Hootan.
I: Ilık. Kıskanmayan erkek ılıktır.
İ: İlhan Berk.
J: Jandarma. Hemen ardından Mahmut Tuncer. Hasiktir!
K: Kemankeş Mustafa Paşa. Allah belamı versin kim tanımıyorum.
L: Lüleburgaz'ın L'si.
M: Meme.
N: Nezoş. Canım anam.
O: Oyhşş?
Ö: Ömer Hayyam diyerek kamufle edelim.
P: Pizza.
R: -
S: Sinema televizyon.
Ş: Şair.
T: Tortul kayaç.
U: Uğursuz. Hayır bak aklıma gelen ilk şey uğur falan değil, direk "uğursuz."
Ü: Üvercinka.
V: Vosvos.
Y: Yavruguş.
Z: Zühtü. Kediydi bu.
A: Abla. Ablam.
B: Billur ya, adımdan başka bi çağrışım alamadım.
C: Cemil Nurlu dicem, sınav senesi atlattık çok doğal olucak.
Ç: Çıngıraklı yılan?
D: Damla..
E: Ev. Ev abi ev, evim olucak lan belki, ev inşallah!
F: #ff. Bu kabul edilir dimi?
G: Galatasaray. Ama bu üniversite olanından, içimde kalanından.
H: Hootie. Hootan.
I: Ilık. Kıskanmayan erkek ılıktır.
İ: İlhan Berk.
J: Jandarma. Hemen ardından Mahmut Tuncer. Hasiktir!
K: Kemankeş Mustafa Paşa. Allah belamı versin kim tanımıyorum.
L: Lüleburgaz'ın L'si.
M: Meme.
N: Nezoş. Canım anam.
O: Oyhşş?
Ö: Ömer Hayyam diyerek kamufle edelim.
P: Pizza.
R: -
S: Sinema televizyon.
Ş: Şair.
T: Tortul kayaç.
U: Uğursuz. Hayır bak aklıma gelen ilk şey uğur falan değil, direk "uğursuz."
Ü: Üvercinka.
V: Vosvos.
Y: Yavruguş.
Z: Zühtü. Kediydi bu.
2 Temmuz 2012 Pazartesi
ben eskiden
ben buraya bi şeyler yazmazken, yokluğunda ne yaptım biliyor musunuz?
daha çok şarkı söyledim, sigarayı hiç bırakmadım, alışveriş falan da yapmadım aslında.
boş beleş işlere yelken açtım. ki boğuldum..
sonunda gözlerimi kapatıp hızlıca sildim numarasını. hani kırmızı kablo mu mavi kablo mu diye ter dökerler ve kırmızıyı keserler ya, gözlerini açarlar sonra sakince, işte tam öyleydi. o an yıkılmadım, bomba patlamadı elimde.
götümde patlamış çünkü çoktan..
yastığım ıslak havlu kokardı, en son o yastığı atarken küflüydü mesela.
sınavımı rezil ettim. dostlarım fazla fazla azaldı.
derken şu "reset" tuşunu buldum. ama onun da dibine vurdum.
baya sıfırlamışım..
daha çok şarkı söyledim, sigarayı hiç bırakmadım, alışveriş falan da yapmadım aslında.
boş beleş işlere yelken açtım. ki boğuldum..
sonunda gözlerimi kapatıp hızlıca sildim numarasını. hani kırmızı kablo mu mavi kablo mu diye ter dökerler ve kırmızıyı keserler ya, gözlerini açarlar sonra sakince, işte tam öyleydi. o an yıkılmadım, bomba patlamadı elimde.
götümde patlamış çünkü çoktan..
yastığım ıslak havlu kokardı, en son o yastığı atarken küflüydü mesela.
sınavımı rezil ettim. dostlarım fazla fazla azaldı.
derken şu "reset" tuşunu buldum. ama onun da dibine vurdum.
baya sıfırlamışım..
demem o ki, ben hazırım gitmeye.
kitabımı defterimi yakmadım ama beynimin kıvrımlarını heba ettim.
kitabımı defterimi yakmadım ama beynimin kıvrımlarını heba ettim.
atın beni denizlere, izmire, istanbula. ihtiyacım olan bu.
anlatabildim dimi?
anlatabildim dimi?
30 Haziran 2012 Cumartesi
Ulusa Sesleniş
Sınavını derdini aşkını ızdırabını bitirdim geri geldim. Eşe dosta söyleyin yeniden başlıyorum!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)